Şiirin estetik değeri ölçülebilir mi? ğ dergisi soruşturmasına c
Biraz da estetiğin yarı sahasına giren sorularınıza daha çok estetik felsefesi okumalarımdan dikkatimi çeken bilgilerle cevap vermek isterdim. Fakat böyle bir tutum, bu soruşturmanın amaç ve kapsamını aşmam demektir. Bu sebeple; ayda on küsur edebiyat dergisi takip eden, yeni çıkan şiir kitaplarının hemen hemen yarısını edinen ortalama bir okur gibi cevap vereceğim. Yine de belirtmeliyim ki estetik gibi bir alanda büyük laflar etmekten de Allah’a sığınırım.
Şiirde beğeni ölçütlerim var mı
Okumaya başladığım şiiri, daha ilk mısrada bırakmamam için bazı ölçütlerim var. Hiç kimsenin, şiire ayırdığım vakti ziyan etmesine göz yumamam. Bu sübjektif ölçütleri kısaca paylaşmak istiyorum.
a-) Anlatımcı(narrative) bir şiir olmalıdır okuduğum şiir. Kendi Ben’ini merkeze alan şair bundan kuvvet alarak anlatmalıdır derdini. Burada şiirin belli bir anlam taşımasını kastetmiyorum. Var olan iki sanat kuramından birini yadsıdığımı söylüyorum. Yansıtma kuramının açıkladığı, nesnelerin taklidi modern zaman açısından iflas etmiş bir durumdur. Bu yüzden anlamlı olsun veya olmasın modern bireyin gevezeliklerini(son zamanlarda buna “çıkmaz” diyorlar) bana duyuran şiiri okurum.
b-) Şiirin ritminde aksama olmamalı. Kendi sesini yakalamış şairlerin şiiri daha cazip geliyor. Kimisi bunu gizli ölçüyle kimisi de gizli kafiye örgüsüyle yapıyor. Ölçü ve kafiye kesinlikle şiirde sırıtmamalı. Anlamı en iyi taşıyan ölçü veya kardeş heceler bir araya gelmiş olabilir. Dert değil. Önemli olan ilk bakışta bu durumun çaktırılmamasıdır. Anlaşılmaz şairler Zarifoğlu ve Ece Ayhan’ı efsane şair yapan şey, arabeske gerek duymayarak çektikleri acıları direk şiirin ritminden okura enjekte etmeleri değil midir?
c-) Cemal Süreya’nın da belirttiği gibi her iyi şiir mutlaka bünyesinde bir damla humour taşır. Şegel buna mantıksal güzellik diyor. Okuduğum şiirlerde rastladığım ironik ifadeler beni kendimden geçiriyor. Bu tarz yazan bir şairin adı geçen dergiyi veya kitabı düşünmeden alırım.
d-) Hem şekil hem de muhteva bakımından zekice bulduğum şiirleri sonuna kadar okurum. Fakat bu durum şova dönüşmemiş olmalı.
e-) Son olarak şiirde günlük hayatta kullanılan veya insan yaşamanı bir şekilde etkileyen birçok nesne/durum girmelidir. Söz gelimi içinde, internet, trafik, borsa, cep telefonu, büyük şirket isimleri, markalar, vb. olan şiirlerde kendine has bir sahicilik olduğu kanaatindeyim. Düşünsenize: Şiirlerini elektronik posta yoluyla dergilerde yayımlayan bir şair, hiçbir şiirinde internet kelimesini, elektronik posta kelimesini kullanmıyor. Yalnızlığın sonunu getiren cep telefonu, şiirde yer bulmuyor. Ne kadar tuhaf?
Beğeni ölçütlerime uymayan metin şiir midir?
Yukarıda kısmen saydığım beğeni kıstaslarıma uymayan bir metin gerçekten de şiir olabilir. Şiir diye yazılan bir metin yazılması veya alenileştirilmesi en az “bir okur”a sahip olduğunun kanıtıdır. Her ne kadar bu “bir okur”, onu yazan şair olsa da sırf bu yüzden var olan metin şiirdir. Şiirsel faşizme de karşıyım yani. Zevkler gitgide çoğalıyor. Saygı duyulması gereken birçok tarz üretiliyor. Ki post modern sanattan bahsedilen şu zamanlarda, bölünüp parçalanmak, ürünü öne çıkartma yöntemleri, beğeninin karaktersizleşmesi yukarıda söylediğim şeyi doğruluyor. Ayrıca yazar odaklı bir eleştiri geliştirilecekse; genç (ya da çocuk) şairlerin metinleri tarafımca iyi niyetle karşılanıyor. İstem dışı bir ünsiyet oluşuyor şiirlerine.
Ortak bir beğeni kıstası tesis edilebilir mi?
Sadece bir tane edilebilir. Yukarıda yazdıklarımı da unutacak olursak: Koklayınca mis gibi gelenek kokan ama muhteşem bir yeni görüntüsünü haiz bir şiir lezzetlidir kanımca. Herkes bir dilim almak ister.
Cihat Duman, ğ dergisi, 3. sayı
0 yorum yazılmıştır