KABAHATLER KANUNU, FURKAN ÇALIŞKAN;SPEKÜLATÖRLERE KARŞI ŞİİRİ SA
SPEKÜLATÖRLERE KARŞI ŞİİRİ SAVUNMAK
Daha çok bir söz dalaşı tarihçesi olarak değerlendirebilceğimiz kitaptaki yazıların bir kısmı daha önce çeşitli dergilerde yayımlanmış. Parçalı yazılarında Fedai, kuram ve kavramların arkasına sığınarak şiirde kendine yer edinmeye çalışan bir güruhtan bahsediyor. Geleneğin biricikliğine inanan yazarımız, son zamanlarda ortaya çıkan görsel, felsefi, çok sesli, deneysel şiirin mesnetsizliğine ilişkin deliller sunuyor. Soyadıyla uyum içinde, geleneksel şiirin fedailiğine talip olmuş Celal Fedai. Mevcut sorunlar karşısında bir şairin şairane rahatsızlığını anlamak mümkün; fakat bu rahatsızlığın, hakarete benzeyen cümlelerle dışa vurumu, bahsettiğimiz şairanelikle çelişiyor. Postmodern filozofların düşünceleri temel alınarak poetika kurulamayacağını iddia eden Fedai, bunun yerine bir düşünce sistemi önermeye gerek duymamış. Bu bakımdan uğraşı pek de yapıcı gözükmüyor. Fakat özellikle İsmet Özel ile ilgili (değişen) düşüncelerinin okura ilginç geleceği kanısındayım. Ayrıca bir eleştiri kitabının (künyeden anladığımız kadarıyla) basıldığı ay ikinci baskısının yapılması edebiyat adına bir başka sevindirici bir gelişme.
Furkan Çalışkan’ın yıllardır dergilerde yayımlanan şiirlerini bir araya getiren kabahatler kanunu 1983 doğumlu şairin (yaşamak için çok genciz) ilk kitabı. Şiir üzerine yazdıklarıyla da tanınan Çalışkan, “nokta atışı” niteliğindeki mısralarıyla şiirini yazıyor. “Gerçek mermiler kullanılıyor hayat gerçekten sıkı, kim demiş yoktur diye / şairlerin meslek hastalığı, adaletin yerini bulması gibi sev beni, adamlar eski adamlar değil ne yazık / eskisi gibi ölseler de, başını kaçırdım hayatın / bu yüzden sonunu anlayamıyorum, en iyi savunma ölümdür sevgilim / fakat yaşamak için hafifletici nedenler var, seni seviyorum / bu bir yerde yanlış yapıyorumun Arnavutçasıdır.” gibi mısralar bu atışları örnekler nitelikte. Kitapta “güneş”, “hayat”, “gençlik”, “sevgili”, “ölüm” gibi kavramlar sıklıkla zikredilmekle birlikte, modern hayatın durum ve nesneleri de şiirde yer bulmuş kendine. Kabahatler Kanunu, tasarısı sağlam bir metnin meclisten oy birliğiyle geçmiş hali gibi gözüküyor.
Sadece şiir yazmak değildir şairin görevi. Şiir hakkında düşünmek de şiire olan vefa borcunun ifasıdır. Veysel Çolak bu borcu ödemeye çalışan şairlerimizden kuşkusuz. Onun Şiir Nedir ve Nasıl Yazılır? adlı kitabında hissedilen disiplin Dikkat! Şiir…’de de göze çarpmakta. Çolak, bu kitabında şiir kuramıyla ilgili düşüncelerini herhangi bir sansürden geçirmeden okura aktarmış. Kitapta, öztürkçe kelimelerin kullanımına özen gösteren(!) Çolak’ın 2000 yılından sonra muhtelif dergilerde yayımlanan yazıları toplanmış. Özellikle “Poetik Sorunlara Yanıt Olan Şiir, Yenidir!” başlıklı yazısı (ki fikrin Veysel Öngören’e ait olduğunun altı çizilmiş) gerçekten akla uygun yargılar içermekte. Çolak’ın son yıllarda çok tartışılan görsel-deneysel-somut şiirle ilgili olarak dile getirdiği “Görsel şiir bunca yaygınlaştığına göre, bir amacı da olmalı elbette. Ama bu amacın okuyucuyla buluşmayı gözettiğini söylemek, doğru bir saptama olarak gözükmüyor. Çünkü Anadolu insanının sosyolojik özellikleri buna hiç uygun değil.” görüşü de kitabın ilgi çeken önermelerinden. Ne var ki, bu yargı kısmen yanlış gibi duruyor; çünkü görsel şiirin çıkış noktasının kent yaşamı ve tüketim kültürü olduğu görsel şiirciler tarafından bas bas bağırılıyor. Çolak, yazılarında dönem ve tarz ayrımı gözetmeden kendi penceresinden gözüken şiirimizin durumunu arz etmiş. Bize okumak düşer.
Sühan’ın kapanmasından sonra Sivas’ta oluşan boşluğu dolduran dergi 10. sayısına ulaştı. Aziz Mahmut Öncel ve İdris Ekinci’nin çıkardığı derginin bu sayısında İlhan Kayhan, Aziz Mahmut Öncel, İdris Ekinci, Abdullah Faruk Gönüllü, Leyla Marankoz’un şiirleri ve İdris Ekinci, Mehmet Raşit, Aykut Ertuğrul’un düzyazıları mevcut. İçeriğinden anladığımız kadarıyla Aşkar, yalnızca edebiyat yapmıyor, aynı zamanda güncel dergilerin ve kitapların da nabzını tutuyor. Gözden kaçan bazı editöryal hataları görmezden gelirsek, derginin taşra şartlarında vazifesini hakkıyla ifa ettiğini söyleyebiliriz. Şiir eleştirisini bu denli önemseyen bir derginin nice sayılarını okumak temennisiyle…
Yeniyazı, Eylül-Ekim 2009, Cihat Duman
0 yorum yazılmıştır