yeniyazı üçüncü kez çıktı, çarmıh pişti


Temalı edebiyat dergisinin Kasım-Aralık sayısında hamur yoğruldu. “Hamurunda yalan olan şiirler” başlıklı yazısıyla Raif Kadıoğlu, şiir-ev-devlet ilişkisini, verdiği bir ev yapım tarifi ile açıklamaya çalıştı. Mario Levi, hamursuz bayramlarında pişirilen “matza” adlı ekmeği anlattı. Nazan Maksudyan, paskalya çöreğinden hareketle anılarını yazdı. Tarihçi Ayşe Değerli, Osmanlı arşivinde derin çalışarak hamur ile ilgili metinleri kolaj yaparak Osmanlı’nın, Hamursuz Bayramı’nda gayri Müslimlere yaptığı yardımları gündeme taşıdı. Bektaş Avcılı, Ortada Kalan başlıklı şiiriyle insanın varoluşunu, mayasından başlattı. Yaver Umman, rüyada hamur görmenin hikmetlerinden bahsetti. Sinemacı Yiğit Kocagöz “hamur animasyon” filmlerinden enteresan bahsetti. Genç çizer Sancar Dalman iki adet karakalem çalışmasıyla, atölyeyi gülmekten yıktı geçirdi.

Yeniyazı bu sayıda Ayfer Tunç’u çerçeveledi. Yavuz Türk’ün yaptığı harika söyleşi, Cem Akaş, Jale Sancak ve Reyhan Yıldırım’ın çerçeve konuğu hakkındaki yazılarıyla tamamlandı. Ayrıca Ayfer Tunç, yayımlanmamış son romanından tadımlık bir bölüm yazdı.

Ramazan Parladar’ın Kavafis İncelemesi, Gökhan Arslan’ın Karakalem Dergisi’nin Yasakmeyve ile satılması karşısında verdiği tepki ve Zeynep Arıkan’ın Benim adım kırmızı’da cinsellik başlıklı yazsındaki iddiası ilgi ile okunacak. Bahadır Sürelli şuara tezkirelerini inat ve keyifle yazmaya devam ediyor. Hüseyin Alemdar ve Hüseyin Peker her sayıda olduğu gibi edebiyat gündemi ve genç şairlerle ilgili yazılar yazdılar.

Şiirler: küçük İskender, Yavuz Türk, Veysi Erdoğan, Gökhan Arslan, Adonis [Metin Fındıkçı], Andrée Chedid [Zeynep Oktay],Celal Şakar, Halil Güler, Abdurrahman Şenel, Öktem Tepe, Yusuf Bülbül.

Öyküler: Ercan Y.Yılmaz ve Ulus Fatih bu sayıdaki öykücüler…

Tanıtılan Kitaplar: SALMAN RUSHDIE, FLORANSA BÜYÜCÜSÜ; REŞAT MECAL, ERKEK TÜRK ŞİİRİ; HÂR KÜLTÜR SANAT VE EDEBIYAT DERGISI, EMRAH ALTINOK, 2048; ALEKSANDR BOGDANOV, KIZIL YILDIZ; YAVUZ ALTINIŞIK, MAKYAJ HATASI.


Adres: http://yenizyazi.blogspot.com 


Not: kaynak belirtmeden alıntı yapanlar, fikri ve sınai ceza mahkemelerinde sürrümdürülürr. 

Yorum (yok) Yorum yaz!

Reşat Mecal'in Erkek Türk Şiiri adlı ortanca kitabı çıktı.

ve reşat mecal ezel ebed boşluğunda ve düzyazışiir biçiminde ilkveson kitabını çıkarır. kitapla ilgili uzun bir yazı yazılmaya başlanmıştır.


 "keşke yaşamadan bileydin olur muydu sensiz hiç şiir,
şiir olur muydu yaşamayı bileydin gerçeği, gerçek hiçi idi şiirin bunu bileydin yaşar mıydın hiçi, gerçeği bileydin ne olurdu halin, bunu olur muydun kendini hiç, gerçek olabilseydi bir şiirden, sen kendini mi olurdun hiç, bir hiç olsaydın şiirden, ah ne güzel aşk olurdun kendine. hiçin içine gerçeği koyabileydin bir şiir. ne ki rabbin hem kadını yaratmış hem sezai karakoç'u." 

g yayın grubu, 

Yorum (yok) Yorum yaz!

Şiirin estetik değeri ölçülebilir mi? ğ dergisi soruşturmasına c

Biraz da estetiğin yarı sahasına giren sorularınıza daha çok estetik felsefesi okumalarımdan dikkatimi çeken bilgilerle cevap vermek isterdim. Fakat böyle bir tutum, bu soruşturmanın amaç ve kapsamını aşmam demektir. Bu sebeple; ayda on küsur edebiyat dergisi takip eden, yeni çıkan şiir kitaplarının hemen hemen yarısını edinen ortalama bir okur gibi cevap vereceğim. Yine de belirtmeliyim ki estetik gibi bir alanda büyük laflar etmekten de Allah’a sığınırım.

Şiirde beğeni ölçütlerim var mı

 Okumaya başladığım şiiri, daha ilk mısrada bırakmamam için bazı ölçütlerim var. Hiç kimsenin, şiire ayırdığım vakti ziyan etmesine göz yumamam. Bu sübjektif ölçütleri kısaca paylaşmak istiyorum.

a-) Anlatımcı(narrative) bir şiir olmalıdır okuduğum şiir. Kendi Ben’ini merkeze alan şair bundan kuvvet alarak anlatmalıdır derdini. Burada şiirin belli bir anlam taşımasını kastetmiyorum. Var olan iki sanat kuramından birini yadsıdığımı söylüyorum. Yansıtma kuramının açıkladığı, nesnelerin taklidi modern zaman açısından iflas etmiş bir durumdur. Bu yüzden anlamlı olsun veya olmasın modern bireyin gevezeliklerini(son zamanlarda buna “çıkmaz” diyorlar) bana duyuran şiiri okurum. 

b-) Şiirin ritminde aksama olmamalı. Kendi sesini yakalamış şairlerin şiiri daha cazip geliyor. Kimisi bunu gizli ölçüyle kimisi de gizli kafiye örgüsüyle yapıyor. Ölçü ve kafiye kesinlikle şiirde sırıtmamalı. Anlamı en iyi taşıyan ölçü veya kardeş heceler bir araya gelmiş olabilir. Dert değil. Önemli olan ilk bakışta bu durumun çaktırılmamasıdır. Anlaşılmaz şairler Zarifoğlu ve Ece Ayhan’ı efsane şair yapan şey, arabeske gerek duymayarak çektikleri acıları direk şiirin ritminden okura enjekte etmeleri değil midir?

c-) Cemal Süreya’nın da belirttiği gibi her iyi şiir mutlaka bünyesinde bir damla humour taşır. Şegel buna mantıksal güzellik diyor. Okuduğum şiirlerde rastladığım ironik ifadeler beni kendimden geçiriyor. Bu tarz yazan bir şairin adı geçen dergiyi veya kitabı düşünmeden alırım.

d-) Hem şekil hem de muhteva bakımından zekice bulduğum şiirleri sonuna kadar okurum. Fakat bu durum şova dönüşmemiş olmalı.

e-) Son olarak şiirde günlük hayatta kullanılan veya insan yaşamanı bir şekilde etkileyen birçok nesne/durum girmelidir. Söz gelimi içinde, internet, trafik, borsa, cep telefonu, büyük şirket isimleri, markalar, vb. olan şiirlerde kendine has bir sahicilik olduğu kanaatindeyim. Düşünsenize: Şiirlerini elektronik posta yoluyla dergilerde yayımlayan bir şair, hiçbir şiirinde internet kelimesini, elektronik posta kelimesini kullanmıyor. Yalnızlığın sonunu getiren cep telefonu, şiirde yer bulmuyor. Ne kadar tuhaf? 

Beğeni ölçütlerime uymayan metin şiir midir? 

          Yukarıda kısmen saydığım beğeni kıstaslarıma uymayan bir metin gerçekten de şiir olabilir. Şiir diye yazılan bir metin yazılması veya alenileştirilmesi en az “bir okur”a sahip olduğunun kanıtıdır. Her ne kadar bu “bir okur”, onu yazan şair olsa da sırf bu yüzden var olan metin şiirdir. Şiirsel faşizme de karşıyım yani. Zevkler gitgide çoğalıyor. Saygı duyulması gereken birçok tarz üretiliyor. Ki post modern sanattan bahsedilen şu zamanlarda, bölünüp parçalanmak, ürünü öne çıkartma yöntemleri, beğeninin karaktersizleşmesi yukarıda söylediğim şeyi doğruluyor. Ayrıca yazar odaklı bir eleştiri geliştirilecekse; genç (ya da çocuk) şairlerin metinleri tarafımca iyi niyetle karşılanıyor. İstem dışı bir ünsiyet oluşuyor şiirlerine.

Ortak bir beğeni kıstası tesis edilebilir mi? 

Sadece bir tane edilebilir. Yukarıda yazdıklarımı da unutacak olursak: Koklayınca mis gibi gelenek kokan ama muhteşem bir yeni görüntüsünü haiz bir şiir lezzetlidir kanımca. Herkes bir dilim almak ister. 

                                      Cihat Duman, ğ dergisi, 3. sayı

Yorum (yok) Yorum yaz!

Ş Şiir Dergisi ÇıkmıŞ

Ege Üniversitesi Şiir Topluluğu Ş Şiir Dergi 10 Ekim 2009 itibariyle çıkmış bulunmakta.

Ş|şiir dergi'nin bu ilk sayısı, 64 sayfa ve Barış Çetinkol, Liman Mehmetcihat ve Denge Esentürk editörlüğünde eü şiir topluluğunca hazırlandı, bir tek ISSNsi yok üstünde. Okuyacak olana tuhaf anlar yaşatacağını umuyoruz.

Dergide çeşitli projeler ve proce çağrıları ile şiir kamulaşırken; başka bazı deneyler, S. Işın ile söyleşi, Ege kitap günleri 3 ve 4'teki şiir yarışmalarının sonuçları ve sürpriz hediyeler de yeralacak.

Dergi'de adı geçen zanlılarsa şöyle (in alfabetikl ordır): Özgür Asan, Nihan Aydın, Eren Barış, Ayşegül Bulut, Barış Çetinkol, Denge Esentürk, Özgür Göreçki, Kemal Gültekin, Serkan Işın, Ali İliş, Yasemin Keleş, Aras Keser, Songül Kocadayı, Liman Mehmetcihat, P. Gonca Özbay, Monica Papi, Emre Temelcan, Münir Yenigül.

Yorum (yok) Yorum yaz!

KABAHATLER KANUNU, FURKAN ÇALIŞKAN;SPEKÜLATÖRLERE KARŞI ŞİİRİ SA

SPEKÜLATÖRLERE KARŞI ŞİİRİ SAVUNMAK


Daha çok bir söz dalaşı tarihçesi olarak değerlendirebilceğimiz kitaptaki yazıların bir kısmı daha önce çeşitli dergilerde yayımlanmış. Parçalı yazılarında Fedai, kuram ve kavramların arkasına sığınarak şiirde kendine yer edinmeye çalışan bir güruhtan bahsediyor. Geleneğin biricikliğine inanan yazarımız, son zamanlarda ortaya çıkan görsel, felsefi, çok sesli, deneysel şiirin mesnetsizliğine ilişkin deliller sunuyor. Soyadıyla uyum içinde, geleneksel şiirin fedailiğine talip olmuş Celal Fedai. Mevcut sorunlar karşısında bir şairin şairane rahatsızlığını anlamak mümkün; fakat bu rahatsızlığın, hakarete benzeyen cümlelerle dışa vurumu, bahsettiğimiz şairanelikle çelişiyor. Postmodern filozofların düşünceleri temel alınarak poetika kurulamayacağını iddia eden Fedai, bunun yerine bir düşünce sistemi önermeye gerek duymamış. Bu bakımdan uğraşı pek de yapıcı gözükmüyor. Fakat özellikle İsmet Özel ile ilgili (değişen) düşüncelerinin okura ilginç geleceği kanısındayım. Ayrıca bir eleştiri kitabının (künyeden anladığımız kadarıyla) basıldığı ay ikinci baskısının yapılması edebiyat adına bir başka sevindirici bir gelişme.


KABAHATLER KANUNU, FURKAN ÇALIŞKAN

Furkan Çalışkan’ın yıllardır dergilerde yayımlanan şiirlerini bir araya getiren kabahatler kanunu 1983 doğumlu şairin (yaşamak için çok genciz) ilk kitabı. Şiir üzerine yazdıklarıyla da  tanınan Çalışkan, “nokta atışı” niteliğindeki mısralarıyla şiirini yazıyor. “Gerçek mermiler kullanılıyor hayat gerçekten sıkı, kim demiş yoktur diye / şairlerin meslek hastalığı, adaletin yerini bulması gibi sev beni, adamlar eski adamlar değil ne yazık / eskisi gibi ölseler de, başını kaçırdım hayatın / bu yüzden sonunu anlayamıyorum, en iyi savunma ölümdür sevgilim / fakat yaşamak için hafifletici nedenler var, seni seviyorum / bu bir yerde yanlış yapıyorumun Arnavutçasıdır.” gibi mısralar bu atışları örnekler nitelikte. Kitapta “güneş”, “hayat”, “gençlik”, “sevgili”, “ölüm” gibi kavramlar sıklıkla zikredilmekle birlikte, modern hayatın durum ve nesneleri de şiirde yer bulmuş kendine. Kabahatler Kanunu, tasarısı sağlam bir metnin meclisten oy birliğiyle geçmiş hali gibi gözüküyor. 


DİKKAT ŞİİR, VEYSEL ÇOLAK

Sadece şiir yazmak değildir şairin görevi. Şiir hakkında düşünmek de şiire olan vefa borcunun ifasıdır. Veysel Çolak bu borcu ödemeye çalışan şairlerimizden kuşkusuz. Onun Şiir Nedir ve Nasıl Yazılır? adlı kitabında hissedilen disiplin Dikkat! Şiir…’de de göze çarpmakta. Çolak, bu kitabında şiir kuramıyla ilgili düşüncelerini herhangi bir sansürden geçirmeden okura aktarmış. Kitapta, öztürkçe kelimelerin kullanımına özen gösteren(!) Çolak’ın 2000 yılından sonra muhtelif dergilerde yayımlanan yazıları toplanmış. Özellikle “Poetik Sorunlara Yanıt Olan Şiir, Yenidir!” başlıklı yazısı (ki fikrin Veysel Öngören’e ait olduğunun altı çizilmiş) gerçekten akla uygun yargılar içermekte. Çolak’ın son yıllarda çok tartışılan görsel-deneysel-somut şiirle ilgili olarak dile getirdiği “Görsel şiir bunca yaygınlaştığına göre, bir amacı da olmalı elbette. Ama bu amacın okuyucuyla buluşmayı gözettiğini söylemek, doğru bir saptama olarak gözükmüyor. Çünkü Anadolu insanının sosyolojik özellikleri buna hiç uygun değil.” görüşü de kitabın ilgi çeken önermelerinden. Ne var ki, bu yargı kısmen yanlış gibi duruyor; çünkü görsel şiirin çıkış noktasının kent yaşamı ve tüketim kültürü olduğu görsel şiirciler tarafından bas bas bağırılıyor. Çolak, yazılarında dönem ve tarz ayrımı gözetmeden kendi penceresinden gözüken şiirimizin durumunu arz etmiş. Bize okumak düşer.


AŞKAR

Sühan
’ın kapanmasından sonra Sivas’ta oluşan boşluğu dolduran dergi 10. sayısına ulaştı. Aziz Mahmut Öncel ve İdris Ekinci’nin çıkardığı derginin bu sayısında İlhan Kayhan, Aziz Mahmut Öncel, İdris Ekinci, Abdullah Faruk Gönüllü, Leyla Marankoz’un şiirleri ve İdris Ekinci, Mehmet Raşit, Aykut Ertuğrul’un düzyazıları mevcut. İçeriğinden anladığımız kadarıyla Aşkar, yalnızca edebiyat yapmıyor, aynı zamanda güncel dergilerin ve kitapların da nabzını tutuyor. Gözden kaçan bazı editöryal hataları görmezden gelirsek, derginin taşra şartlarında vazifesini hakkıyla ifa ettiğini söyleyebiliriz. Şiir eleştirisini bu denli önemseyen bir derginin nice sayılarını okumak temennisiyle… 

                              Yeniyazı, Eylül-Ekim 2009, Cihat Duman

Yorum (yok) Yorum yaz!